+90-212-706-1111     |     Trump Towers 2606 Mecidiyeköy - İstanbul

ev hapsi ve konutu terk etmeme

Ev Hapsi Kararı

Ev hapsi CMK’da tutuklama kararına alternatif olarak düzenlenmiş olan ve şüpheli ya da sanığın yaşadığı evi terk edememesi şeklinde uygulanan bir ceza hukuku güvenlik tedbiridir. Ceza muhakemesi hukuku, devletin cezalandırma yetkisi ile kişi özgürlüğünü arasında bir denge kurmaktadır. Modern ceza sistemlerinde bu dengeyi sağlamak adına, tutuklamanın son çare olması ilkesi gereği adli kontrol müessesi önem kazanmıştır. Konutu terk etmeme; şüpheli veya sanığın kendi yaşadığı konutundan ayrılmamaya zorlandığı bir adli kontrol tedbiridir. Bu tedbir, niteliği itibarıyla bir yaptırım değil, kişinin duruşmalara katılımını sağlamayı amaçlayan geçici ve önleyici bir araçtır.

Son yıllardaki teknolojik gelişmeler çerçevesinde CMK’ya eklenen yeni hükümlerle getirilen elektronik kelepçe uygulaması, belirli şartları taşıyan hükümlülerin ceza infaz kurumu dışında olmak üzere genellikle kendi evlerinde elektronik izleme cihazı aracılığıyla denetim altında tutulmasını sağlamaktadır. Elektronik kelepçeler kullandıkları GPS teknolojisi ile hükümlünün bulunduğu konumu sürekli olarak takip eden ve belirlenen alanların dışına çıkması halinde alarm veren bir sistem üzerine konumlanmıştır. Bu uygulama özellikle kısa süreli hapis cezalarında hem infaz kurumlarındaki yoğunluğun azaltılması hem de hükümlünün aile ve iş hayatında kopmayarak cezasını çekmesini sağlayan değerli bir alternatif oluşturmuştur. Bu çalışmada, konutu terk etmeme tedbirinin hukuki niteliği ve uygulanma koşulları; doktrinel ve yargısal yaklaşımlar ışığında incelenecektir.

1. Ev Hapsinin Yasal Dayanağı

Konutu terk etmeme tedbiri; Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 109(3)(j) maddesinde düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye göre konutu terk etmeme tedbiri, şüpheli veya sanığın, ceza infaz kurumu yerine belli bir süreliğine konutunda kalmaya zorlandığı bir adli kontrol yöntemidir. Şüpheli veya sanık, bu süre zarfında yargı mercii tarafından belirlenen konutunu mazereti olmaksızın veya izin almaksızın terk edememektedir. Konutu terk etmeme tedbiri bir ceza değil; soruşturma ve kovuşturma sürecinde şüpheli veya sanığın kaçmasını yahut delilleri karartmasını, gizlemesini önlemeyi ve mağdur veya başkaları üzerinde baskı kurmasını engellemeyi amaçlayan geçici ve önleyici bir koruma tedbiridir.

Bu kapsamda, müdahalenin elverişli olması, kamu yararı ve kişi özgürlüğü arasında denge bulunması gibi hususlarda ölçülülük ilkesi çatısı altında hareket edilmektedir. Hakim, söz konusu denetim mekanizmasına hükmederken şüphelinin sosyo-ekonomik durumunu ve ailevi bağlarını titizlikle tetkik etmekle yükümlüdür; zira bu kişisel unsurlara ilişkin değerlendirmeler adli kontrolün bir cezalandırma aracına dönüşmesini engelleyerek ölçülülük dengesinin korunmasını sağlamaktadır.

2. Ev Hapsi Kararının Şartları

Şüphelinin tutuklanması yerine adli kontrol altına alınmasına karar verilebilmesi için tutuklama kararının şartları aranmaktadır. Tutuklama kararı verilebilmesi için ise tutuklama sebeplerinin varlığı ve kuvvetli suç şüphesi bulunmalıdır. Tutuklama nedenlerinin nelerden ibaret olduğu ise CMK madde 100’de belirtilmiştir. Bu maddeye göre; şüpheli veya sanığın kaçması, saklanması veya kaçacağı şüphesini uyandıran somut olgular varsa ve şüpheli veya sanığın davranışları; delilleri yok etme, gizleme veya değiştirme yahut tanık, mağdur veya başkaları üzerinde baskı yapılması girişiminde bulunma hususlarında kuvvetli şüphe oluşturuyorsa tutuklama sebepleri gerçekleşmiş olacaktır.

3. Ev Hapsi Kararı Verilebilecek Suçlar

Ev hapsi kararı aynen tutuklama kararında olduğu gibi tutuklama şartlarının oluşması kaydıyla ve kasten yaralama dışında üst sınırı 2 yıl üzeri olan tüm suçlarda verilebilir. Sadece adli para cezasını gerektiren suçlarda veya vücut dokunulmazlığına karşı kasten işlenenler hariç olmak üzere hapis cezasının üst sınırı iki yıldan fazla olmayan suçlarda tutuklama kararı verilemediği gibi ev hapsi kararı da verilemez. Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 100(3)’te sayılan tutuklama nedenin var sayılabildiği suçlar ise şunlardır:

  1. Soykırım ve insanlığa karşı suçlar
  2. Göçmen kaçakçılığı ve insan ticareti
  3. Kasten öldürme
  4. Kasten yaralama ve neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama
  5. İşkence
  6. Cinsel saldırı
  7. Çocukların cinsel istismarı
  8. Hırsızlık ve yağma
  9. Uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
  10. Suç işlemek amacıyla örgüt kurma
  11. Devletin Güvenliğine Karşı Suçlar
  12. Anayasal Düzene ve Bu Düzenin İşleyişine Karşı Suçlar
  13. silah kaçakçılığı suçları
  14. zimmet suçu
  15. Kaçakçılıkla Mücadele Kanununda tanımlanan ve hapis cezasını gerektiren suçlar
  16. Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun 68 ve 74. maddelerinde tanımlanan suçlar
  17. Orman yakma suçları
  18. Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanununun 33 üncü maddesinde sayılan suçlar
  19. Terörle Mücadele Kanununun 7. maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen suçlar

4. Ev Hapsi Kararını Veren Adli Merci

Konutu terk etmeme kararı verecek merciiler, soruşturma aşamasında sulh ceza hakimliği, kovuşturma aşamasında ise davanın görüldüğü ceza mahkemesidir. Bu husus Ceza Muhakemeleri Kanunu madde 110’da düzenlenmiştir. Şüpheli hakkında, soruşturma evresinin her aşamasında Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hakiminin kararı ile konutu terk etmeme tedbiri alınabilir. Hakim, cumhuriyet savcısının istemiyle, adli kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir.

Kovuşturma evresinin her aşamasında ise mahkeme, sanığın talebi üzerine konutu terk etmeme tedbiri uygulayabilir. Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç 4 aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hakimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109. madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir.

5. Ev Hapsinin Süresi

Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok 2 yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hallerde gerekçesi gösterilerek 1 yıl daha uzatılabilir. Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok 3 yıldır. Bu süre, zorunlu hallerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam 3 yılı geçemez. Adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarıya indirilir.

6. Ev Hapsinde Elektronik Kelepçe Kullanımı

Elektronik kelepçe ev hapsi tedbiri için zorunlu bir aygıttır. Nitekim kişinin evinde gardiyan görevlendirilemeyeceği için kişinin ev hapsi kararına uyarak evde kaldığının yegane kontrolü budur. Bu cihazla kızılötesi ve GPS teknolojisi ile çalışır ve genellikle ayak bileğine takılarak kişinin belirlenen alanın dışına çıkıp çıkmadığını kontrol edilir. Elektronik kelepçe açılırsa, zarar görürse veya sinyali bozulursa denetim merkezine uyarı gönderilmek suretiyle sistem alarm verecektir. Elektronik kelepçenin açılması, bozulması, belirlenen alanın dışına çıkılması konutu terk etmeme kararının ihlali olarak kabul edilecek ve şüpheli veya sanığın tutuklanması söz konusu olacaktır.

7. Ev Hapsi Kararının Kaldırılması

Konutu terk etmeme tedbiri, tutuklu yargılamada tahliye kararı gibi ev hapsi kararında da şüpheli veya sanığın ya da avukatının itirazı veya talebi üzerine kaldırılabilir. Talep sonucunda cumhuriyet savcısının görüşü alındıktan sonra hakim veya mahkeme beş gün içinde karar verecektir. Ayrıca adli kontrol süresinin dolması itibariyle konutu terk etmeme tedbiri kendiliğinden sona ermektedir. Soruşturma aşamasında sulh ceza hakimi, kovuşturma aşamasında ise ilgili mahkeme tedbiri kaldırabilir. Diğer adli kontrole ilişkin kararlara karşı itiraz edilebildiği gibi ev hapsi kararına da şartları oluşmadığı gerekçesiyle itiraz edilebilir.

8. Ev Hapsi Kararına Uymama

Konutu terk etmeme tedbirine dair hükümleri isteyerek yerine getirmeyen şüpheli veya sanık hakkında, hükmedilebilecek hapis cezasının süresi ne olursa olsun, yetkili yargı mercii hemen tutuklama kararı verebilir.  Hakkında mahkumiyet hükmü verilmiş ve bu hükümle ilgili olarak istinaf veya temyiz kanun yoluna başvurulmuş olması halinde, UYAP kayıtlarını incelemek suretiyle hükmü veren ilk derece mahkemesi de tutuklama kararı verebilir. 

9. Sonuç

Konutu terk etmeme tedbiri, ceza muhakemesi sisteminde tutuklamaya kıyasla daha hafif nitelikte kabul edilen bir adli kontrol yöntemidir. Bu yönüyle kişi özgürlüğüne müdahale ederek mahkemenin sağlıklı bir şekilde yürütülmesini amaçlamaktadır. Tedbirin hukuki niteliği göz önüne alındığında yaptırım değil,  geçici ve önleyici bir kontrol yöntemi olduğu açıktır. Bu tedbir yönteminim elektronik kelepçe ile denetlenmesi, devletin denetim yetkisini dijital bir boyuta taşımıştır. Bu durum, gelişen teknolojinin denetim yöntemleri üzerindeki olumlu etkisini göstermektedir. Sonuç olarak, konutu terk etmeme tedbiri, kişisel özgürlük ve kamu düzeni arasındaki dengenin modern dünyaya nasıl adapte edildiğinin bir göstergesidir.

KAYNAKÇA

Yorum Yaz