202001.19
0
0

Soybağının Reddi Davası ve Nesebin Reddi

Nesebin Reddi ve Soybağının Reddi Davası

Soybağının reddi davasının detayına girmeden önce kavram kargaşası yaratmamak adına nesebin reddi hususunu da açıklamak yerinde olacaktır. Nesep, Arapça kökenli bir kelime olup “soy” manasına gelmektedir. Dolayısıyla nesebin reddi ile soybağının reddi eş anlamlıdır. Nesebin veya Türkçe adıyla soybağının reddedilmesi, baba ile çocuk arasında kurulan bir soy ilişkinin doğru olmaması nedeniyle resmi nüfus kayıtlarının düzeltilmesi için açılan bir davadır. Bu tür davalar, soybağı ilişkisi kurulan baba ile o babanın nüfusunda görünen çocuk arasında görülmektedir. Soybağının reddi davası baba tarafından ana ve çocuğa ya da çocuk tarafından koca veya anaya karşı açılır. Bir başka deyişle annenin, soybağının reddi davası açma hakkı yoktur.

soybağının reddi

Soybağının Reddi Davası Hangi Durumlarda Açılır?

Soybağının reddi davası esasen iki durumda söz konusu olabilir. Birincisi, evli bir kadının kocasından başka bir erkekten çocuğunun olması durumunda yani kadının evli olduğu kocası dışında bir başkasından çocuğu olması durumunda açılabilir. Evli bir kadın doğum yaptığı anda doğan çocuk otomatikman mevcut kocasının nüfusuna yazılacaktır. dolayısıyla eğer doğan çocuk gerçek babası mevcut koca değilse nesebin reddi davası açılarak başkasından olan çocuk mevcut kocanın nüfusundan çıkartılmış olacaktır. İkincisi ise boşanmış olup iddet süresi içinde doğum yaptığı için çocuğun, annenin boşandığı kocasının nüfusuna yazılması durumunda açılabilir. İddet Süresi ve İddetin Kaldırılması başlıklı makalemizde detaylı şekilde açıkladığımız üzere, boşanan kadın için boşanmanın ardından 300 günlük iddet mühleti yani evlenme yasağı söz konusudur. Eğer kadın, bu iddet süresi içinde doğum yaptıysa sanki çocuk aynen evlilik içinde doğmuş gibi boşanılan kocanın nüfusuna yazılır.

Babalık Karinesi ve İddet Süresi

Babalık karinesi, evlilik süresi içinde veya evliliğin sona ermesinden itibaren 300 gün içinde doğan çocuğun babasının koca sayılmasıdır. Bu kanunsal bir varsayım olup, bu varsayımın doğru olmaması durumunda dava açılarak varsayımın çürütülmesi gerekmektedir. Eğer doğan çocuğun babası, annenin kocası değilse bu yasal varsayımı ortadan kaldırmak için nesebin reddi veya soybağının reddi davası olarak bilinen davanın açılması gerekmektedir. İddet mühleti içinde doğan çocuğun babası, boşanılan yani eski koca sayıldığına göre eğer doğan çocuğun gerçek babası eski koca değilse bu durumda soybağının reddi davası açmak gerekecektir. Bu davayı doğan çocuğun annesinin boşandığı (eski) kocası açabileceği gibi çocuk da açabilir. Ancak davayı çocuğun açması hukuken mümkün olmadığından mahkeme tarafından kayyım ataması söz konusu olacaktır.

İddet Süresi İçinde Doğan Çocuk

İkinci ihtimalde yani boşanan kadının iddet süresi doğum yapması durumunda iki hukuki çözüm yolu bulunmaktadır. Birincisi klasik yöntem olarak soybağının reddi davası açarak çocuk ile gerçek baba olmayan önceki koca arasındaki soy ilişkisinin iptal edilmesidir. Ancak bu tür davalar özellikle boşanan anne için son derece zor ve yıpratıcı davalardır. Annenin, boşandığı koca ile tekrar muhatap olması, hatta davalık olması ve bunun da başka bir erkekten olan çocuk için yapılıyor olması gerçekten manen katlanılması zor bir süreçtir. Üstelik soybağının reddi davaları nispeten uzun süren davalar olup her taraf bakımından yıpratıcı bir süreç teşkil etmektedir.

İkinci yöntem ise Türkiye’de yalnız bizim uyguladığımız ve “alternatif çözüm” olarak adlandırdığımız hukuki yoldur. Bu hukuki yol hamile olup da çocuğunun doğumu iddet süresi içine denk gelen kadınlar içindir. Eğer kadın boşanma sürecinde iken veya boşanma süreci sona ermekle birlikte boşanma henüz kesinleşmeden hamile kaldıya ve de çocuğun muhtemel doğum tarihi 300 günlük iddet süresi içine denk geliyorsa soybağı reddi davası açmadan, önceki koca ile hiç muhatap olmadan çocuğun doğduğu anda gerçek babasının nüfusuna yazılmasını sağlayacak bir hukuki süreci başlatmak için bize başvurabilirsiniz.

Av. İlker ATAMER

Bu sitedeki tüm makale ve yazılar Av. İlker ATAMER’e ait olup, sitedeki yazı ve içerikler aidiyet tescili bakımından e-imzalı zaman damgası ile kayıt altına alınmıştır. Sitedeki makale ve yazıların yazılı izin olmaksızın kısmen veya tamamen kopyalanması veya başka yerde yayınlanması durumda FSEK kapsamında hem hukuki hem cezai işlem yapılacaktır.

Soru veya yorum yazabilirsiniz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. *