+90-212-706-1111     |     Trump Towers 2606 Mecidiyeköy - İstanbul

malpraktis davaları

Malpraktis Davaları

Malpraktis davaları konusundan önce malpraktis avukatı olarak malpraktis nedir sorusunun cevabı ile başlamak yerinde olacaktır. Sağlık hukuku veya tıp hukuku alanında sık kullanılan bir kavram olan malpraktis (malpractice) aslında genel bir hukuki kavramdır. Bu keliminin anlamı profesyonel bir meslek mensubunun, mesleğini icra ederken hatalı veya yanlış bir iş veya işlem yapmasıdır. İngilizce’de kullanılan malpractice sözü bu anlamda genel bir tanım olup yalnızca hekimlerin değil diğer meslek profesyonellerinin (avukat, mimar, mühendis vs)  yaptığı hataları da kapsar. Ancak makalemizin konusunu oluşturan ve doktorun cezai ve hukuki sorumluluğunu gündeme getiren hekimlere özgü hatalı işlem ve uygulamalardır. Bu anlamda malpraktis için yurtdışında “medical malpractice” (tıbbi hata) terimi yaygındır. Ancak Türkçe’de malpraktis kavramı genel bir terim olarak sadece hekimlere özgü meslek hatalarını ifade etmek için kullanılmaktadır. Türkçe’de malpractice teriminin tam karşılığı olmadığından Türkçe’de uyarlama şekilde “malpraktis” teriminin kullanıldığı görülmektedir. Ancak bu terimin Türkçe karşılığı olarak “hatalı işlem” veya “yanlış uygulama” terimlerinin kullanılması daha doğru olacaktır.

malpraktis davaları

Sağlık Hukuku Açısından Malpraktis Davası

Malpraktis davası dendiğinde ceza hukuku davası yani kamu davası ile özel hukuk davası yani tazminat davası akla gelmektedir. Hekimin cezai sorumluluğu, bir tıp doktorunun kastı olmadığı halde bir hastaya yaptığı ya da yapmadığı bir tıbbi işlem nedeniyle hastanın yaralanması veya ölümü nedeniyle ceza hukuku sorumluğudur. Mevzuatımızda doktorlar ve diğer tıp mesleği mensuplarının malpraktis davası sayılabilecek hatalı iş ve işlemleri için özel bir düzenleme yoktur. Bu nedenle malpraktis tıbbi malpraktis durumunda TCK’da yer alan genel düzenlemeler dikkate alınmaktadır. Bu anlamda doktorun yanlış uygulama veya yanlış tedavi olarak tanımlanabilecek eylemi neticesinde hastanın yaralanması veya ölmesi durumunda Türk Ceza Kanunu’nun 85. ve 89. maddelerinde düzenlenmiş olan davalar gündeme gelmektedir. Bu davalar, bazen “malpraktis davaları” olarak da anılan taksirle yaralama ve taksirle öldürme suçları nedeniyl açılan ve hekimin cezai sorumluluğu açısından gündeme gelen dava türleridir.

malpraktis avukatı

Tıbbi Malpraktis ve Taksir Kavramı

Buradaki taksir kavramı, hekimin netice olarak hastanın yaralanmasını veya ölmesini istemediği halde yaralanma veya ölme sonucun ortaya çıkmasını ifade etmektedir. Bir başka deyişle yaralama veya öldürme kastı olmadığı halde yeterli dikkat ve özeni gösterilmediği için bu sonuç ortaya çıkmaktadır.

Malpraktis ve Hekimin Sorumluluğu

Tıp biliminde ve uygulamasında hastanın durumu ve uygulanan tedavi yöntemi bakımından bazı durumlarda hekimin her anlamda dikkatli ve tedbirli davranmasına ve taksir anlamına hiçbir kusuru olmasa da bazen “komplikasyon” olarak tanımlanan bazı istenmeyen olumsuz durumlar ortaya çıkabilmektedir. İşte bu anlamda tıp hukuku açısından doktorun cezai sorumluluğu gündeme geldiğinde, hastanın yaralanması veya ölümünün bu tür bir komplikasyon tanımı içinde mi olduğu yoksa malpraktis mi sayılması gerektiğinin ayrımı büyük önem arz etmektedir. Doktorun malpraktis nedeniyle veya taksirle yaralanmaya veya ölüme sebebiyet vermeden dolayı sorumlu tutulabilmesi için taksirin mevcudiyeti zorunludur. Doktorun taksirli sayılabilmesi ve sağlık hukuku ve malpraktis bakımından sorumlu tutulabilmesi içinse yapılan iş veya işlemde dikkatsizlik, özensizlik, tedbirsizlik, mevzuata veya talimatlara uymama gibi bir takım unsurların bulunması gerekir. Dolayısıyla soruşturma veya kovuşturmaya konu hekimin eyleminin hukuki niteliğinin taksir kavramı içinde olup olmadığı tüm hukuki süreci baştan sona etkileyecektir.

Malpraktis Avukatı

Malpraktis davaları dediğimiz kavram malpraktis nedeniyle hekime karşı açılabilecek davaları ifade etmektedir. Hekimin çalıştığı kurumun özel veya Sağlık Bakanlığı gibi bir kamu kurumu olmasına göre malpraktis nedeniyle hekime karşı kurum içi veya idari soruşturma açılarak savunması alınabileceği gibi ayrıca hekime karşı hem tazminat davası hem de de ceza davası açılabilecektir. Hekime karşı tazminat davasını malpraktis nedeniyle zarar gören kişi veya ölüm söz konusu ise onun mirasçıları açabilecektir. Malpraktis ceza davası ise cumhuriyet savcısı tarafından taksirle öldürme suçu nedeniyle asliye ceza mahkemesinde açılmaktadır. Malpraktis ile suçlanan bir hekim için yapılacak savunmanın içeriği son derecede önemlidir. Malpraktis davalarına bakan malpraktis avukatı olarak bu tür ceza ve tazminat içerikli davalarda avukatın rolünün ne kadar kritik olduğunun farkındayız. Dolayısıyla bu tür malpraktis davalarında mutlaka tecrübeli ve uzman bir avukattan destek alınmasını tavsiye ediyoruz.

Av. İlker ATAMER
Bu sitedeki tüm makale ve içerikler Av. İlker ATAMER’e ait olup, yazı ve içerikler aidiyet tescili bakımından elektronik imzalı zaman damgası ile mühürlenmiştir. Sitedeki yazı ve içeriklerin yazılı izin olmaksızın kopyalanması veya başka yerde yayınlanması durumda FSEK kapsamında yasal işlem yapılacaktır.

1 Yorum

  1. Kaan

    İyi günler kolay gelsin sene 2013 de birden fazla kişi tarafından gece vakti silahlı yagma sucundan 10 yıl ceza aldım karşı taraf davacı olmadı ve darp veya zarar verilmedi müştekiye Yargıtay cezayı fazla bulup bozdu ve mahkeme cezayı 5 yıl vererek tahliye etti ve şimdi Yargıtay onadı ben o suç tarıhinden önce ve suçtan sonra da hiçbir suça karışmadım askerliğimi yaptım suan sigortalı çalışmaktayım bu cezanın yatarı şuanki yasaya göre 6 ay bunu para cezasına veya infazı ertelemek gibi bir hakkımız varmı ? Acil cevap verirseniz sevinirim dosya infaz savcılığına gelmek üzere

Yorum Yaz

error: Kopya koruması!